Kent Havası - Genel - Blog

Paraşütle Atlamak

Yere düştüğünde kendini söyle bir kontrol ediyorsun. Ayağıma bir şey oldu mu kırık çıkık burkulma var mi diye. Bu sırada paraşütten kendinizi ayırmanız gerekiyor ki rüzgar sizi yerde sürüklemesin diye. Onlarca kez atlayış yapmış biri olarak hala ilk günkü heyacanım tatlı bir telaşım devam etmekte. Ve hafifte bir korku. Sonuçta can tatlı. Ama şunu söylemek istiyorum ki ilk atlayışta cidden hiç bir şey anlamıyorsun olayın çokta farkında değilsin. Havada basına değişik olaylar geldikçe atlayış sayın arttıkça daha da bilinçleniyorsun doğrusu.

Sizler icin kent havasi blog kısmında kaleme aldığım paraşütle atlamak yazı dizimin sonuna gelmiş bulunmaktayım. Paylaşımlarım ilginizi cekiyor ve sitede karşınıza çıksın istiyorsanız takipte kalmayı unutmayın.
Paraşütle atlamak yazı serimin yedinck ve son bölümüne hosgeldiniz. Daha onceki bolumleri okuma fırsatınız olmadıysa ve paraşütle atlamaya ilginiz varsa ilk paylaşımımdan itibaren okumanızı tavsiye ediyorum. Peki şimdiye kadar ne anlattım deyineyim ki merak ettiğiniz kısmı direk yazıya giderek vakit kaybetmeden ulaşabilin istiyorum. Yine uzun bir yazı olacak orası kesin. Kahvenizi alın ve sindire sindire yazimi okuyun istiyorum.

Peki şimdiye kadar ne anlattım.

1. Bölümde kursa seçilme aşaması

2. Bölümde sağlık raporu alımı ve fiziksel olarak hazırlanma deneyimlerim

3. Bölümde yanınızda bulunması gereken özel teçhizatlar

4. Bölümde Ankara’dan Kayseri’ye olan seyahat tecrübelerim

5. Bölümde kursun ilk haftasını sizlerle paylaştım.

6. Bölümde sizler için kursun ikinci haftasını paylaştım

Yedinci ve son bölümde sizlere atlayış tecrubelerimi aktarmaya calisacagim.

Hazırsanız başlayalım. Yorucu iki haftayı yerde geçirdikten sonra artık iniş esnasındaki taklayı atlayış sırasında oluşabilecek acil durumları öğrendik ve uygulandık. Oku hafta sonunda cumartesi ve pazar günleri heyecandan yerinizde duramıyorsunuz. Ne yediğinizden ne içtiğinizden hiç bir şey anlamıyorsunuz diyebilirim. Ve geldik atlayış gününe. Sabah daha doğrusu gece dörtte gün başlıyor sizin için. Kıyafetlerinizi giyip atlayış icin yılı koyuluyorsunuz otobuslerle. Otobüste giderken hiç kimse konuşmuyor herkeste adrenalin tavan seviyede ve herkes kendi yöntemiyle atlayış icin motive olmaya çalışıyor. Kimi dua ediyor kimi müzik dinliyor değişik bir durum. Havaalanına vardıktan sonra uçak icindeki ve atlayış sıranız belirleniyor. Gün ağarmadan kaslarinizi hazırlamak icin ısınma hareketlerine başlıyorsunuz. İsinma bitikten sonra paraşütleriniz geliyor ve alıp kuşanmaya başlıyorsunuz. İlk atlayış öncesi paraşütü kusanirken aklınızda deli sorular acaba yanlış mi kuşanıyorum yanlış yaptığım bir şey var mi diye. Kusandiktan sonra öğretmenler tarafından tek tek kontrolünüz yapılıyor ve uçağa çıkmanız icin onay veriliyor. Sırayla uçağa Dogru yol alıyorsunuz sonra. Askeri kargo uçaklarında öyle koltuk falan yok yere 4 sıra şeklinde oturup bekliyorsunuz. Bu sırada dualar havada uçuyor tabi. Ve uçakta son kontroller yapılıyor ve uçak havalanmak icin pist basına Dogru yol alıyor. Çok karmaşık duygular sarıyor insanı. Ben böyle durumlarda hep kendi içimde bir check list uygularım. Sunu yapacaksın bunu yapacaksın diye. Uçak atlayış alanına yaklaşınca ayağa kalkıyorsunuz ve paraşütünüzün uçak ile bağlantısını yapıyorsunuz. Öğretmenler tarafından uçağın kapıları acıkıyor atlayış alanına vardığınızda. İcerdeki ses bir mahşer uğultusu gibi. Arabada giderken cami açtığınızda ruzgar nasıl vurur nasıl ses çıkartır çok daha şiddetlisini düşünün. Ve atlayış pasajına girdiğinizde uçağın içinde zil çalmaya başlıyor ve bu saatten sonra atlamamak gibi bir lüksünüz yok. O uçaktan atlanacak. Kapıya geldiğinizde kendinizi boşluğa birakiveriyorsunuz. O rüzgar sizi alabora ediyor havada birden. Uçağın o gürültülü içinden sonda kapıdan çıktığınızda bir mahşer sessizliği sarıyor sizi. Rüzgar hafifçe yüzünüzü oksuyor. Paraşütünüz açıldıktan sonra insana bir rahatlık çöküyor. Havada kalma süreniz kilonuza bağlı olarak kırkbeş saniye ile bir buçuk dakika arasında sürüyoruz kısa bir zaman. Bi sure zarfında size söyle deyim o havada olmanın tadını çıkartacağınız zaman on saniye. Hızlı kararlar alıp hızlı kararlar vermeniz gerek. Yer gittikçe size yaklaşıyor yer yüzü büyüyerek üstünüze geliyor. Rüzgarın durumuna göre iniş esnasında takla atacağınız yönü seçmeniz gerek. Ve yer gitgide yaklaşıyor sizi. Kendinizi tas gibi kitleyip yere düşme esnasında sakatlanmadan işten sıyrılmak icin her şeyi yapmanız gerekiyor. Düşme diyorum çünkü cidden havadayken düşüyorsunuz. Yere inişteki hissiyatı anlatayım size. Bir binanın birinci katını düşünün ve oradan sarkmadan yere ağladığınızı düşünün iste öyle sertlikte dusuyorsun yere. O sarsıntıyı yağından beynine kadar hissediyorsun. Yere indiğinde kendini kontrol
Evet 200’üncü paylaşımımı sizlere sunmaktan gurur duyuyorum. Paraşütle atlamak yazı serimin altıncı bölümüne hosgeldiniz. Daha onceki bolumleri okuma fırsatınız olmadıysa ve paraşütle atlamaya ilginiz varsa ilk paylaşımımdan itibaren okumanızı tavsiye ediyorum. Peki şimdiye kadar ne anlattım deyineyim ki merak ettiğiniz kısmı direk yazıya giderek vakit kaybetmeden ulaşabilin istiyorum. Yine uzun bir yazı olacak orası kesin.

1. Bölümde kursa seçilme aşaması

2. Bölümde sağlık raporu alımı ve fiziksel olarak hazırlanma deneyimlerim

3. Bölümde yanınızda bulunması gereken özel teçhizatlar

4. Bölümde Ankara’dan Kayseri’ye olan seyahat tecrübelerim

5. Bölümde kursun ilk haftasını sizlerle paylaştım.

6. Bölümde sizler için kursun iki çift haftasını paylaşıp yedinci bölümde atlayış tecrübelerimi paylaşıp yazı dizime son vereceğim.

Kursun ilk haftası ağrılı sızılı geçtikten sonra iki iç hafta yer eğitimleri ve uçak içindeki ve atlayış sırasında basınıza gelebilecek durumlar ve kule çalışmalarıyla karşımıza çıkıyor. İlk haftaya göre kaslarınız alışmış ortama adapte olmuş uçağa çıkmak icin başlayan heyecan ve istek. Hafta içi acil durumlar sınavı, kule sınavı ve takla sınavı yapılmakta. Ve bu sınavları geçemezseniz kursla ilişiğiniz kesiliyor. Özellikle acil durumlar sınavında geçme notu yüz. Bütün soruları yapıp bütün her şeyi iğrenmiş olmanız gerekiyor ki bu cidden gerekli. Havadayken basıma bir şey gelmez demeyin her şey gelebiliyor. Gerci akillli adam işi değil paraşütle atlamak derim ben. Hangi akıllı giden uçaktan kendini atar ki. Sınavları verdiniz ve hafta bası uçağa çıkıp ilk atlayışınızı yapacaksınız. Heyecan tatlı bir korku bir sürü duygu sarıyor dört bir yanınızı. Düşünsenize 1250 feetten 400 km hızla giden uçaktan kendinizi atıyorsunuz. O hafta sonu geçmek bilmiyor size öyle söyleyim.

Yazı dizimin bu bölümünün de sonuna gelmiş bulunmaktayız. Yedinci ve son bölümde size atlayış tecrübelerimi paylaşacağım. 200’uncu paylaşımımı da böylelikle sonlandırıyorum.

Yazılarım dikkatinizi cekiyorsa ve paylasimlarimdan haberdar olmak istiyorsanız takipte kalın.

Paraşütle atlamak konu başlığımın beşinci bölümü ile sizlerle gecenin bu saatinde karşınızdayım. Yazımın beşinci bölümü olduğunu belirttim. İlk bölümde kurs seçim tecrübelerimi ikinci bölümde sağlık raporu deneyimlerimden üçüncü bölümde kursa fiziksel deneyimlerimden va almaniz gereken özel malzemelerden dördüncü bolumde Ankaradan Kayseri’ye olan yolculuğumdan beşinci yanı bu bölümde de kursun ilk haftasını siz okurlarla paylaşmak isterim. Yazı biraz uzun olacak o yüzden bir kahve falan alıp yazıya devam etmenizi tavsiye ediyorum.

Ve geldik Kayseri’ye başladık kursa. Öncelikle şunu anlatmam gerek silahli kuvvetlerde hiç bir kurs öyle gittim gördüm geldim şeklinde olmuyor. Her an kursla ilişiğiniz kesilebilir. O yüzden kurallara uymanız disipline uymanız ve gereken şartları sağlamanız en önemli kuralların basında geliyor. İlk gün hepimizde heyecan sanki uçağa çıkıp hemen atlayacağız. İlk başta kursta doldurmanız gereken evrakları doldurduktan sonra sağlık muayenesine giriyorsunuz. Eee ben gelmeden saflık raporu aldım daha ne sağlık muayenesi diyebilirsiniz. Hem aldığınız raporlar ve getirdiğiniz evraklar kontrol ediliyor hem yeniden ufak bir muayene ediliyorsunuz hem de boy kilo endeksiniz tutuyor mu sağlık raporu ne kadar tutarlı diye kontrol ediliyor. Bu aşamayı geçtikten sonra hem tanışma hem birliğin ve kursun aktarılacağı bir brifing veriliyor size. Sağlamanız gereken çeşitli standartlar var yapamıyorsanız kursla ilişiğiniz kesip veda ediyorsunuz Kayseri’ye.

Brifingden sonra gelen kursiyerler gruplara ayrılıp başlarına öğretmenler eşliğinde yer çalışmalarına başlıyorlar. Statik paraşütte yere düşerken atmanız gereken takla acil durumda yapılması gerekenler gibi konular kursiyerlere anlatılmaya ve uygulatilmaya başlıyor. Size söyle diyim hayatınızda hiç ağrımayan kaslarınız ağrımaya başlıyor ilk günün akşamında. Ya burada da kas mi varmış diyorsunuz kendinize. Üste almamız gerekenler burada işinize çok yarıyor. O yazımı okumadıysanız paraşütle atlamak-3 yazımı okuyabilirsiniz.

İkinci gün spor testi yapılıyor ve standartları mutlaka sağlamanız gerek. Geçemeyen personel icin persembe veya cuma günü bütünleme sınavı yapılıyor. Ama bence bütünlemeye kalmadan geçmek en hayırlısı. Çünkü takla atmaktan ne kolunuzda ne de bacağınızda bir derman kalıyor. O yorgunlukla o standartları sağlamak oldukça zor duruma giriyor. Eğer sınavı geçmişseniz hafta boyu takla atmaya devam ediyorsunuz. Bengay şart bengay. Şifa veren krem ben bu kadar faydalı olduğunu bilmiyordum deyip kıymetini anlıyorsunuz ilacın. Bir hafta böyle agriyla sızıyla geçiyor anlayacağınız. Yol başarıya gidiyorsa çekilen çile kutsaldır demekten başka bir çare kalmıyor.

Yazı dizimin bu bölümünde sizlerle kurstaki ilk hafta deneyimlerimi anlattım. Altıncı bölümde ikinci hafta yer eğitimi deneyimlerimi paylaşacağım. Takipte kalın.
Sizler için kaleme aldığım bu yazı serimin dördüncü bölümünde sizlerle birlikteyim. İlk bölümde kursa seçilen aşaması ikinci bölümde sağlık raporu alım aşamalarını üçüncü bölümde yanınızda götürmeniz gereken özel malzemeleri bu bölümde de ankaradan Kayseri’ye gidiş serüvenimizi paylaşmak istiyorum. Bu yazı serisinin devamının geleceğini sizlere bildirmek isterim. Bu arada kent havası sitesi icin bir önerim olacak. Bizler gezdiğimiz gördüğümüz yerleri paylaşıyoruz deneyimlerimizi sizlere sunuyoruz bu çok güzel de yazılarımızı kim okuyor kaç kişi bakıyor kim beğeniyor bence siteye eklenmesi gereken en buyuk özellik olacaktir. Bu hem paylaşım yapan kullanıcıları daha da teşvik edeceği gibi hem de beğenilen gönderilerin üst sıralara çıkmasını ve daha gorunulebilir olmalarını okuyuculara saglayacaktir.

Gelelim seyahat deneyimimize. Sağlık raporumuzu aldık fiziksel hazırlığımızı yaptık malzemelerimizi tamamlayıp bavulumuzu alıp ankaradan paraşütçülerin yuvası olan Kayseri’ye Dogru seyahatimize akşam saatlerinde başladık. Ortalama üç saat süren yolculuğumuzda Kırıkkale’ye kadar oldukça yoğun bir trafik Kırıkkale’den sonra rahat bir ulaşım bizi karşıladı. Yollar genel itibariyle iyi. Özellikle Kırşehir müdür ilçesinden geçerken sol tarafınızda kalan onlarca rüzgar enerji istasyonlarının geceye gönderdiği kırmızı ışıklar gayet güzel bir görsel sunuyor. Kayseri’ye üç saat süren bir yolculuğumuzdan sonra Kayseri’ye ulaştık. Gerçekten büyük bir şehir ve güzel bir kentleşme karşınızı çıkıyor Kayseri’de. Şehir içinde yollar falan oldukça geniş. Beni en şaşırtan durumlardan biri olmustu.

Yazımın beşinci bölümünde sizlere kursun ilk haftasından ve deneyimlerimden bahsedecegim. Takipte kalın.
Ve geldik üçüncü bölüme arkadaşlar denk gelmemiş veya takip etmiyor olabilirsiniz veya ilk kez denk gelen site sakinleri icin birinci bölümde kabaca kurs icin sağlık raporu alımından, ikinci bölümde kurs öncesi hazırlık aşamasından ve bu bölümde de kursa gitmeden önce almanız gereken özel malzemelerden bahsedecegim. Peki nedir bu malzemeler neden yanımızda götürüyoruz şimdi hadi gelin bunlari anlatmaya başlayayım sizler için. Malzemeleri sıra sıra anlatacağım.

1. Tabanı yumuşak olan bir bot. Atlayista belki de atlayış konforunuzu en fazla etkileyen durumlardan birisi tabanı yumuşak bir ayakkabı ve ya tabanı yumuşak bir bot. Biz asker şahıslar olarak bot kullanıyoruz kullanmak zorundayız açıkçası. O yüzden bot üzerinde duracağım. Bir kere brandalı botları kesinlikle önermiyorum. Hem bileğinizi burkma olasılığınız daha fazla hem de ayak bileği rahat hareket ettiği ve tabanları genel itibariyle sert olduğu icin konforsuz bir atlayış sunar size. Peki ne hangi botu seçmeliyiz. Yerli markalarımızın basında gelen asker ve polisimizin bir çok teçhizatının yapımında dikkat çeken YDS gibi Lova gibi Magnum tarzı botları seçmeniz bence en iyisi olacaktır. Hem taban malzemesi olarak diğer botlara göre yumuşak hem de atlayisiniz daha konforlu olmasını sağlayacaktır.

2-Bot icin Jel tabanlık. Bot bir atlayış kadar ne kadar önemliyse konforu rahatlığı da bir o kadar önemlidir tabiki de. Üste bizde bu konforu arttırmak icin ne yapıyoruz tabiki de jel tabanlık. Hem kullanıp hem de kullanmadan paraşütle atlamış bitişi olarak kesinlikle öneriyorum. Çok kalın olanlarından almamanızı tavsiye ediyorum.

3-Ayak Bilekliği. Bu yazı biraz uzun olacak anlaşıldı belki bir kaç bölüm olacak şekilde sunabilirim size malzemeleri. Geldik ayak bilekliğine. Atlayış icin en önemli olmazsa olmaz teçhizatların bir tanesine. Şimdi olmadan da atlanmaz mi atlanır neden atlanmasın. Fakat bizim sağlığımıza dikkat etmemiz sağlığımızı korumak açısından tedbirler almamız gerekiyor. Medikalcilerde bulabileceğiniz çeşit çeşit ayak bilekliği bulunmakta. Sadece elastik kumaştan yapilan ürünler olduğu gibi sahi solu destekli ürünler de var. Tercih yine sizin bence çok kalın ve rahatsız olamayan hafif süngerli elastik kumaştan yapılanlar daha iyi diye düşünüyorum. Tabi karar sizin.

3- Dizlik dirseklik. Bence konforlu bir atlayış icin gerekli ekipmanlar arasında geliyor. Olsa da olur olmasa da olur diyebilirsiniz. Ama bence dirseklik en azından olması gereken teçhizatlar arasında yer alıyor. Yine medikalcilerden bir çok çeşidini bulabilirsiniz.

4- Elastik Bandaj. Hem atlayış öncesi yer eğitiminde hem de atlayışta meydana gelen burkulmalar icin falan elastik bandaj olmazsa olmaz bence. Yanınızda en az iki tane götürmenizde fayda olacaktır.

5- bengay krem ve kas gevşetici kremler. Şimdi yukarıda saydığım bütün malzemeleri unutun. Yanınızda sadece bengay krem götürün size o kadar diyorum.

Paraşütle atlamak yazı serimin üçüncü bölümünde siz kent havası okurları icin tecrübelerimi ve atlayışa gitmeden götürülmesi gereken malzemeleri aklıma geldiğince saymaya çalıştım. Dördüncü bölümü gelecek yazının fakat arka arkaya yazınca nereden devam edeyim diye aklım bir sürü şey gelmeye başladı. Kararlaştırınca büyük bir heyecanla devam edeceğim şüphesiz.

Dördüncü bölümün konusu su an belirsiz. Paylaşımlarım sayfa akışınızda gözüksün diyorsaniz sizlere çok değişik deneyimler tanıtımlar ve tecrübelerimi aktardığım sayfamı takip etmeyi unutmayın.
Sizlere ilk yazımda askeri paraşütçü olma yolunda yaşadıklarımı en basından itibaren anlatmaya başladım. Sağlık raporunu aldık cebimize koyduk. Bu bölümde sizlere kursa gitmeden nasıl fiziksel olarak hazırlanmanız gerekir onlardan bahsedeceğim. Öncelikle asker bir kişi olarak her zaman bedenimize fiziğimize ve kondisyonumuza dikkat ediyoruz zaten. Fakat eksiklerimiz olabilir. Girişte bir test var ve standartları sağlamak zorundayız öyle değil mi. Giriş testinde 3000 metre koşu, şınav ve mekik karşımıza çıkacak. Bunun haricinde boy kilo endeksimize de bakılacak haliyle. Kursa gitmeden eğer hafif obez yanı hafif kilolu iseniz biraz kilo vermeniz de fayda olacaktır. Başlayalım hazırlanmaya. Sınav ve mekikte çok sıkıntım olmadığı icin benim hazırlanmam koşudaki eksiklerimi kapatmak ve kondisyonumu arttırmak üzerine oldu. Dizinde koşunuz iyi olsa da kötü olsa da bence kursa gitmeden kaslarınızı alıştırmanız iyi olacaktır. Ben koşu antrenmanı yaptım. Koşuda herhangi bir problemim yok fakat verilen vakitte ucu ucuna girmek beni çalışmaya sevk etti. Uzun süre interval ve kısa jog şeklinde antrenman yaptım ve nefes açtım. Sınav ve mekik olarak ekstra bir çalışma programıma dahil etmedim. Sadece günde toplam yüz adet sınav ve mekiğe ulaşmak olarak belirledim hedefimi. İster iki sette Çek ister on sette orası tamamen gun içindeki yoğunluğuma bağlıydı.

Evet sizler için başlattığım Paraşütle Atlamak yazımın bu bölümünü sonlandırıyorum. Vol-3 te kursa gitmeden önce almamız gereken çeşitli malzemelerden bahsedecegim. Takipte kalın.

Sizlere öyle bomba bir paylaşım yapacağım ki umarım severek okuyacaksınız. Her şeyden önce şunu diyebilirsiniz paraşüt, paraşütle atlamak kesinlikle ama kesinlikle insanı heyecanlandıran bir o kadar da yaradılışına aykırı olan bir şey.

Sizlere paraşütle tanışmamı aldığım eğitimi atlayışlarımı ve deneyimlerimi aktaracağım bir blog yazısı olacak.

Ankara’da görev yapıyordum ve görev nedeniyle çeşit çeşit kurslar almak durumundaydım. Daha önce yapmamış olduğum bir çok türde kurs aldıktan sonra sıra bana geldi ve paraşüt kursu icin seçilme fırsatım oldu. Tabi heyecanlı bir durum. Kursa gitmeden önce de başlıyorsun konuşmaya ben öyle atlarım böyle atlarım diye.

Neyse kursa girmeden çeşitli prosedürler var. Tam yetkili ve teşekküllü bir hastaneden paraşütle atlar raporu almanız gerekiyor en başta. Kronik bir rahatsızlığınız gözünüzde falan sıkıntı yoksa ki ilk rapor alımında göz muayenesi baya önemli paraşütle atlar raporunuzu iki uç gün içinde cebinize koyuyorsunuz. Ve kurs icin onemli aşamalardan birini atlatmış oluyorsunuz.

Yazımın ikinci bölümünde sizlere Kursa gitmeden yapmanız gerekenler ve nasıl hazırlanırız konusunda bilgiler vermeye devam edeceğim.